İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Avrupa
  3. Almanya Gezi Rehberi

Almanya Gezi Rehberi

almanya-gezi-rehberi

İklimi, yaşayış tarzı ve tarihiyle Almanya, dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir. Avrupa kıtasının kuzeyindeki ülkeler arasında yer bulan Almanya’ya dair bilmeniz gereken her şeye yazımızla ulaşabileceksiniz! Dünyanın her yerinde Avrupa ülkeleri denilince İngiltere ve Fransa’yla birlikte sayılabilecek ilk 3 ülkeden birisidir. Modern çağın Avrupa’sının hem sosyolojik hem de siyasi olarak şekillenmesinde güçlü rol üstlenen Almanya, doğal güzellikleri ve güçlü tarihinden gelen izleriyle ziyaret eden tüm turistleri kendisine hayran bırakmayı başarıyor. Eğer daha önce Almanya’ya gitmişseniz bu belirttiklerimizi somut biçimde görmüşsünüzdür ki oldukça şanslısınız anlamına gelmektedir. Ama daha önce Almanya’ya gitmediyseniz, yazımızdaki bilgiler sizde Almanya’ya gitme isteği uyandıracak, eğer zaten gitmeyi düşünüyorsanız daha keyifli bir gezinti için paha biçilmez bilgiler verecektir.

Almanya denilince ilk olarak akla tabii ki Berlin gelir. Berlin, Almanya’nın başkenti olmasının dışında doğal güzelliklerini, tarihi binalarını ve kültürel değerlerini halen koruyan nadir büyük dünya şehirlerinden birisidir. Almanya’yı oluşturan ve aslında İngilizce adını da(Germany) buradan alan Cermen kabilelerinin bölgedeki ilk varlıkları MÖ 1.yüzyıla kadar uzanmaktadır. Bu özelliğiyle Cermen toplumu Avrupa kıtasının en eski ve en köklü toplulukları olarak kabul edilmektedir. Kabile toplulukları olarak yaşayan ilk dönem Almanlar, tarihleri boyunca krallık ve imparatorluklar dönemleri yaşamıştır. Her dönemde de başta Avrupa kıtası olmak üzere tüm dünya tarihinde önemli bir rol üstlenmiş ve güçlü izler bırakmayı başarmıştır. Avrupa kıtasında Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya gibi güçlü rekabet içerisinde bulunduğu hem dost hem de düşmanlarıyla süre gelen mücadeleleri modern çağda siyasi nitelikte de olsa devam etmektedir. Almanya sadece Nazi döneminden oluşan gücü ve kültürüyle değil, binlerce yıla uzanan tarihi ve kültürel varlığıyla önem taşıyan bir ülkedir.

Almanya; dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi durumunda bulunan Almanya’ nın, güçlü sanayisi en çok bilinen özellikleri arasındadır. Avrupa’ nın kalbi, Avrupa Birliği’ nin kurucu üyesi ve en büyük ülkesi durumunda bulunan Almanya, mühendislik alanında liderliği elinden hiçbir dönemde bırakmıyor. Ancak Almanya’ nın en büyük özelliklerinden bir diğeri, meşhur disiplinleridir. Bu disiplin, çalışma yaşamından, askerlik alanına, doğaya bakış açısından, yaşam biçimi ve mimariye kadar her alanda kendisini anında hissettiriyor. Bir diğer deyişle Almanlar ne yaparsa yapsınlar, düzen ve disiplin içerisinde, zeka kullanarak ve daha da ötesi bambaşka bir bakış açısıyla gerçekleştirirler. Bu durum mimariden tüm bilim dallarına kadar yansıyan çok özel bir duruşun oluşmasına neden oluyor. Elbette her şeyi sadece disipline mal etmek doğru olmasa da, her alanda dünyanın en iyi isimlerini sürekli olarak eğitmek veya bu konuda ağırlıkta olmak ülkenin kaderi gibidir. Albert Einstein ve Wernher Von Braun gibi isimler bile bugün ulaştığımız teknolojik seviyenin en büyük katkı sağlayanları olarak, durumu daha net bir şekilde özetliyor.  Almanya’ nın bugünkü endüstriyel gelişmişliğine büyük katkı sağlamış olan, 60’ lı yılların sonundan itibaren başlayan misafir işçi ve göçmen politikası, ek çok ülkeden farklı kültürlerin ülkede birleşmesine olanak sağlamış durumda. Türkiye’den de milyonlar düzeyinde kişinin Almanya’ da 3 ve 4. Kuşak olarak yaşamaya devam ettiği altının çizilmesi gereken bir detaydır. Öyle ki Bugün ülkeyi oluşturan yaklaşık 83 Milyonluk nüfus içerisinde, Almanlardan sonra ülkede bulunan en büyük etnisiteyi Türkler oluşturur.

Günümüzde resmi adı Federal Almanya Cumhuriyeti olan ülke, 16 federal bölgeden oluşuyor. Uzun yıllar boyunca Batı ve Orta Avrupa’ da hüküm süren küçük krallıklar olan bu federal bölgeler, aynı zamanda bölgelerinde sanat, kültür ve benzeri gelişmelerinde önemli temsilcileri durumundaydılar. Başkent ve aynı zamanda bir federal bölgede olan Berlin’ in yaklaşık 700 yıllık bir tarihi bulunuyor. Uzun ve bir anlamda sancılı bir tarihe sahip olan ülke, muhteşem bir coğrafya, azametli şatolar ve kaleler, ortaçağı en iyi şekilde yansıtan meydanlar ve şehirler, yemyeşil coğrafyanın içerisinde bulunan kasabalar, Avrupa ve dünya kültürüne yapılan son derece güçlü kültürel ve sanatsal katkılar nedeniyle, mutlaka görülmesi gereken ülkelerden biridir. Çok sayıda göçmen ve bu farklı kültürlerin birleşimi nedeniyle oluşan toleranslı, çok yönlü ve zengin kültür, ülkeyi aynı zamanda çok özel bir konuma da taşıyor. Sanat, felsefe, bilim gibi alanlarda çok eski tarihlere uzanan kentlere ve şehirlere sahip Almanya’ dan, dünya tarihine imza atmış çok sayıda şair, edebiyatçı, düşünür ve bilim insanı bulunuyor. Bu durum aynı zamanda ülkenin öncelikle Avrupa ve sonrasında da tüm dünyanın tarihine, kalıcı ve büyük etkiler yapmasını sağlamıştır. Yakın tarihte dünya gündemini 2 tane büyük dünya savaşında en etkin rolde bulunan ülke olarak değiştirmiştir. Bu kadar fazla birikimin belirli bir noktada toplanmasının, belirli güç patlamalarına neden olması bir anlamda kaçınılmaz gibi görünse de, aslında ülkenin bulunduğu coğrafya ve bu coğrafyanın özellikleri asıl nedendir. Atlatılan birçok tarihi olay ve yanlış kararlar sonrasında bile, Almanya günümüzün en güçlü ekonomilerinden biri olmaya devam ediyor. Ancak bununda dışında, dünya siyasetine yön veren birkaç ülkeden biri olma özelliğinin de altının çizilmesi gerekiyor.

Almanya; Avrupa Birliği kurucu üyelerinden birisi olduğu gibi Birleşmiş Milletler ve NATO üyesidir. Ayrıca güçlü ekonomisinin somut tescillerinden birisi olarak, dünyanın en büyük ilk 8 ekonomisine sahip ülkelerinin oluşturduğu G8 üye ülkelerinden birisidir. GSYİH’ye göre dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi konumunda bulunmaktadır. Almanya seyahatinizde Türkiye’den ve Türklerden çok fazla izle karşılaşırsanız şaşırmamalısınız. Çok sayıda Türk işletmesi, dönerci vb. pek çok Türkiye’ye özgü olan şeyler Almanya’nın başta Berlin olmak üzere tüm şehirlerinde görülebilir. Çünkü Almanya nüfusunun Almanlardan sonra en büyük kısmını Türkler oluşturuyor. Almanya ve Türkiye ülkelerinin tarihin en eski dönemlerine uzanan etkileşim ve iletişimin somut örneklerinden birisini oluşturuyor. Almanya tarihinde, Türkiye tarihinde de iki ülkenin birbirine ait izleri her zaman var olmuştur. Almanya eyalet sisteminde yönetime sahiptir. Federal yapıya sahip Almanya’da Federal Cumhurbaşkanı ve Federal Şansölye bulunur. 16 farklı eyaletten oluşan Almanya’da Berlin ve Hamburg tek bir şehirden, Bremen ise Bremerhaven ve Bremen şeklinde 2 şehirden oluşan eyaletlerdir. Üç bölgedeki eyaletler Almanca “Stadstaaten” yani “Şehir Devletleri” olarak kategorize edilir. Diğer 13 eyalet ise Almanca “Flächenländer” yani “Bölge Ülkeleri” olarak isimlendirilir.

Almanya Nerededir?

Almanya; Batı ve Orta Avrupa’ da yer alan 357 Bin metrekare bir yüzölçümüne sahiptir. Avrupa kıtasının bu büyük ülkesi, kıtanın en kuzey kısmında bulunuyor. Geniş Coğrafyasında pek çok komşusu bulunan ülkenin, komşularının birçoğuyla tarih boyunca oluşmuş etnik ve kültürel yakınlığı da bulunuyor. Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’ ne kıyıları bulunan ülkenin komşuları Kuzeyde kültürel olarak çok yakın olduğu Danimarka’ dır.  Doğuda Polonya ve Çek Cumhuriyeti, Batısında Fransa ve yine hem kültürel ve hem de etnik yakınlığı bulunan Lüksemburg ile Belçika yer alır. Kuzeybatıda yine kültürel yakınlığı bulunan Hollanda, Güneybatıda İsviçre ve Güneydoğuda Avusturya yer alır. Çok sayıda komşu ülke ve farklı kültürlerin merkezinde yer alan Almanya, bu kültürel çeşitliliği verimli bir şekilde kullanabilen bir yapıya da sahip. Tarih boyunca bugün bulunduğu bölge merkez olmak üzere, Batı ve Orta Avrupa’ nın büyük bölümlerini hakimiyet altına almış İmparatorluk ve krallık dönemleri yaşanmıştır.

Türkiye’den Almanya’ya gitmek istiyorsanız kullanabileceğiniz birden fazla ulaşım yöntemi bulunmaktadır. Türkiye’den Almanya’ya yaklaşık 3 saatlik bir uçuş ile kolayca ulaşabilirsiniz. Üstelik Türkiye’den sadece Almanya’nın başkenti Berlin’e değil, çok sayıda şehrine uçak seferleri bulunmaktadır. Metrik konum özellikleri açısından Türkiye ve Almanya arasında çok fark olmadığından yerel saat farkı 1 saattir. Almanya’da saatler, Türkiye’den 1 saat geridedir.

Almanya’ da Konuşulan Diller

Almanya; dil yapısı ve çeşitliliği açısından diğer Avrupa kıtası ülkelerinden tamamen farklı bir yapıya sahiptir. Almanya’nın resmi dili Almanca olarak kabul edildiği gibi aynı zamanda en yoğun oranlı konuşulan dildir. Alman toplumunun tümü Almanca dilini gündelik yaşamlarında, eğitimde ve resmi işlemlerinde etkin biçimde kullanmaktadır. Konuşulan Almanca farklı eyalet bölgelerine göre değişiklik gösteren bir yapıya sahiptir. Bu değişiklik yapısı aslında çok daha büyük bir coğrafyada da bulunuyor. Ülkenin kültürel değerlerini ve dilini korumak için her konuda olduğu gibi disiplinli bir yaklaşımı bulunuyor. Bu yaklaşımla, misafir işçi olarak ülkeye gelen kişilerin hızlı bir şekilde Almanca öğrenmesi ve yanı sıra okullarda da Almanca eğitim yapılması yaklaşımı bulunuyor. Ancak ülkede var olan başta Türk Nüfus olmak üzere çok sayıda ülkeden gelmiş misafir işçiler nedeniyle, çok çeşitli dillerin konuşulduğuna şahit olabilirsiniz. Modern Almanya’daki okullarda verilen eğitiminde etkisiyle, yan dil olarak İngilizce yaygınlaşmış durumda. Özellikle ülkenin tüm genç nüfusu İngilizce biliyor. Bununla birlikte Almanya’nın biraz daha yaşlı nüfus Rusça dili konusunda çok daha fazla yatkınlığa sahiptir. Avrupa ve dünyayla sürekli etkileşim halinde olması uluslararası dil olarak kabul edilen İngilizce konusunda toplumda yaygın bir eğitim görülmektedir. Bununla birlikte tarihi gelişimi doğrultusunda Almanlar, Sovyet dönemi Rusya’sı ile etkileşimde olmasından dolayı ileri yaş için Rusya dili bilinirliliği doğal olarak daha fazladır. Alman nüfusunun 67% gibi bir kısmı Almanca dışında ikinci bir dile sahiptir. Nüfusun 27% kısmı ise birden fazla yabancı dil bilmektedir.

Almanca, Avrupa Birliği’nin 23 resmi dilinden birisidir. Ayrıca Avrupa Birliği komisyonu tarafından Fransızca ve İngilizce ile birlikte çalışmalar için kullanılan dillerden birisidir. Almanya’nın dahil olduğu Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Koruma Anlaşması’na imza atan ülkelerden birisidir. Bu nedenle Almanya’da konuşulan diller arasında bulunan Romanca, Aşağı Almanca, Frizce, Danca ve Sorbca dilleri koruma altında tutulmaktadır. Almanca, Avrupa’daki Hint-Avrupa dil ailesinin Cermence kolundan gelmektedir. Bununla birlikte azınlık kelimeleri ise Yunanca ve Latince dillerinden almıştır. Çok düşük seviyede de olsa Fransızca’dan ve modern dönemde İngilizce’den kelimelerde bulunmaktadır. Almanca dili Latin alfabesi ile yazılmaktadır. Etnik olarak birbirine çok yakın olan Hollanda, Avusturya, Belçika, Lüksemburg, İsviçre ve Danimarka, aynı zamanda Almanca konuşulan ülkeler arasındadır. Dünya genelinde Almanca 100 milyondan fazla insanın konuştuğu anadil konumunda bulunmaktadır. Ayrıca Almanca dünya genelinde 80 milyondan fazla kişinin de ikinci dili olarak, toplamda 180 milyonu aşkın kişi tarafından kullanılmaktadır. Bunun yaklaşık 90 milyonu Avrupa kıtası genelinde bulunmaktadır. Her ülkede konuşulan Almanca değişiklikler gösterse de, birbirleriyle anlaşabilecek düzeyde bir Almanca temeline sahiptir. Bu ülkelerin yanında İsveç, Finlandiya, Norveç gibi ülkelerde Almancanın farklılaşmış türlerini kullanıyorlar. Bu durum Almancanın aslında Avrupa’ nın çok büyük bir bölümünde en etkin dil haline dönüşmesine de neden oluyor. Nihayetinde güçlü edebi ve felsefi geçmişiyle de, Almanca bilime ve edebiyata halen yön vermeye devam eden güçlü ve gelişmiş bir altyapıya sahiptir.  Yinede ülkemizden Almanya’ ya giden herhangi biri, uzun zamandır Türklerle iç içe yaşamaya alışmış ve Türkçe ile yakın temas halinde olan Almanlarla, iletişim sıkıntısı yaşaması pek olası değildir.

Almanya’ nın Dini İnançları

Almanya’nın resmi bir dini Hristiyanlıktır. Hristiyanlık ülkede toplum içerisinde en yaygın görülen dinidir. Ülkedeki Hristiyanlık yüksek oranda Protestan’dan oluşurken,  Katolik sayısı da azımsanmayacak kadar yüksektir. Ülkenin resmi dini Hıristiyanlıktır ve nüfusun büyük bir oranı bu dini inanca bağlıdır. Bununla birlikte özellikle göçmen stratejisi nedeniyle, yoğun bir Müslüman oluşmuştur. Yanı sıra Yahudilikte ülkede bulunan diğer dini gruplardan biridir. Din dünyanın pek çok diğer bölgelerine göre, Almanya’ da herhangi bir sorun teşkil etmeyen ve dinsel özgürlüğün yüksek olduğu ülkelerden biridir. 15. Yüzyılda Protestanlığın kurucusu olan Alman Martin Luther, tüm kuzey Avrupa’ yı ve sonradan dünya genelini etkileyen bir mezhebin oluşmasına neden olmuştur. Bu durum aynı zamanda Almanya’ da Protestan nüfusun yoğun olmasına da sebeptir.

Almanya’da Hristiyanlık nüfusun 55.1% gibi bir kısmını oluşturmaktadır. Hristiyanlık inancına sahip Almanların 27.2% kısmını Katolikler, 24.9% kısmını ise Protestanlar oluşturmaktadır. Almanya’daki en yaygın ikinci din ise İslamiyet’tir. İslam dini ülke nüfusunun 5.2% gibi bir kısmını oluşturmaktadır. İslamiyet’in Almanya’daki bu etkisinin altında özellikle Türkiye başta olmak üzere Müslüman ülkelerden gelen misafir işçiler yatmaktadır. 0.25% oranıyla Budizm ve Yahudilik inancına sahip kişiler bulunmaktadır. Toplumun 0.1% kısmı Hinduizm, diğer dinler için 0.05% oranında bir inanış söz konusudur. Alman nüfusunun 38.85 gibi önemli bir bölümü ise dini inanca sahip olmadığı belirtilmektedir.

Almanya’ nın Tarihi

Almanya’nın tarihi oldukça eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Almanya tarihi için yapılan araştırmalarda Cermen ırkının geçmişinin milattan öncesine kadar uzandığı tespit edilmiştir. Avrupa kıtasının en kuzeyindeki ilk Cermenlerin yaklaşık olarak Milattan önce 3 veya 4 Bin civarında ortaya çıktığı teorisi bulunmaktadır. Bu tarihlerde kabileler durumunda olan Cermenler, tüm çevredeki diğer ırklar ve kabilelerle savaşlar veya ticaret yoluyla sürekli olarak etkileşime girdiler. Bu durum Akdeniz’ e kadar uzanan bir coğrafya da görülmelerine sebep oldu. Roma İmparatorluğu döneminde, Roma Cermenlerle sürekli ve yoğun bir savaş halindeydi. Bu savaşlar Cermenlerin savaşmayı ve taktiksel olarak üstünlük kurmay da öğrenmesine yol açtı. Ortaçağa gelindiğinde Avrupa’ da pek çok bölünmüş krallık, yönetim bölgeleri ve şehir devletleri bulunuyordu. Kutsal Roma- Germen İmparatorluğu adı altında Şarlman tarafından birleştirilen ve köklü bir imparatorluğun temelinin atıldığı bir birleşik imparatorluk oluştu. Sonraki dönemde üç ayrı bölgeye bölünen bu İmparatorluk, dünya tarihini en güçlü şekilde etkilemiş Habsburg hanedanıyla Orta Avrupa’ nın en etkili bölümlerinden biri haline dönüştü. Sonraki dönemde Bu bölgede yaşanan parçalanmalar, Prusya ile Fransa ve Avusturya arasında yaşanan savaşlar nedeniyle, bir türlü birlik oluşmuyordu. Nihayetinde 1871 yılında Prusya Krallığının önderliğinde ve 1. Wilhelm’ in önderliğinde, Danimarka’ dan alınan bazı bölgeler ve Avusturya dışında geniş bir birlik kurulabildi.  Almanya’nın tarihi Cerman kabilileri, Roma Cermen İmparatorluğu, Alman İmparatorluğu, Weimar Cumhuriyeti, Üçüncü İmparatorluk ve demokrasi olarak dönemlere ayrıştırılmalıdır. Eğer Almanya gezisi düzenlemek istiyorsanız bu tarihi dönemler hakkında bilginiz olması nerede neyi ve neden görmeniz gerektiğine dair fikir sahibi olmanızı sağlayacaktır.

Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu

Avrupa kıtasının Ortaçağ döneminde bölünen devletleri Şarlman tarafından bir araya getirilmiştir. 800 yılında Vatikan’da krallık tacı giymesiyle “Karolenj İmparatorluğu” adında imparatorluğu kurmuştur. 43 yıl sonra imparatorluk üçe ayrılmıştır. 962 yılında Otto Hanedanı tarafından Saksonya, Lorraine, Suabiye, Türingiya ve Bavyera düklüklerinin birleştirilmesiyle Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu kuruldu. Otuz Yıl Savaşları ve Napolyan Savaşları imparatorluğun yıkılışını getirmiştir

Alman Konfederasyonu

Napolyon Bonpart’ın tahttan inmesinin ardından 1814 yılında Alman Konfederasyonu’nu oluşturacak 39 bağımsız Alman eyaleti kurulmuştur. Konfederasyon liderliği için ise Avusturya-Macaristan İmparatorluğu atanmıştır. 1848 devrimleri ile birlikte Fransa’da Cumhuriyet ilan edilmesi tüm Avrupa’yla birlikte Almanya’yı da karıştırmıştır. Zaten entelektüel birikimin yüksek seviyede olduğu Almanya’da kralın hakları elinden alınmıştır. Başbakanlık sistemi getirilerek, Otto von Bismarck başbakanlığa atanmıştır. 1865 yılında ise Bismarck tarafından Kuzey Almanya Konfederasyonu kurulmuştur.

Alman İmparatorluğu

Almanya Avrupa’ nın köklü devletlerinden biridir. Uzun bir tarih boyunca çeşitli imparatorluklar ve farklı şehir devletlerinin var olduğu geniş topraklarda zaman zaman çeşitli Kral ve İmparatorlar geçici olarak hakimiyet sağlamış olsalar da, asıl birlik 1871 yılında kurulan birlik, İmparator Wilhelm sayesinde oluşturuldu. Prusya ve Bavyera başta olmak üzere bölgede birliğe katılan 16 eyalet bölgesi, günümüzde de aynı şekilde varlığını sürdürüyor. 2. Dünya Savaşı sonrasında 1949 yılında yeniden 2 bölgeye bölünen ülke toprakları, 1990 yılında utanç duvarının yıkılması sonucunda yeniden birleşerek günümüzde bulunduğu haline geldi.  Berlin yaklaşık olarak 700 yıllık bir tarihe sahip, köklü şehirlerden biridir. 15. Yüzyıldan beri çeşitli krallık, İmparatorluk ve cumhuriyetlere başkentlik yapmış olan şehir, günümüzde de Almanya Federal Cumhuriyeti’ nin başkenti ve aynı zamanda bir eyalet bölgesidir. Ülke Baden-Württemberg, Bavyera, Berlin, Brandenburg, Bremen, Hamburg, Hessen, Mecklenburg-Vorpommern, Aşağı Saksonya, Kuzey Ren-Vestfalya, Renanya-Palatina, Saarland, Saksonya, Saksonya-Anhalt, Schleswig-Holstein ve Türingiya olmak üzere 16 eyalet bölgesinden oluşuyor.

Alman İmparatorluğu Ve Osmanlı İmparatorluğu

Türkler ile Almanlar arasındaki etkileşimin önemli noktaları Alman ve Osmanlı İmparatorlukları dönemlerinde yüksek seviyede olmuştur. 2. Reich ya da 2. İmparatorluk yani 1870’ li yıllardan itibaren Osmanlı İmparatorluğu ile siyasi bir yakınlaşma oluşmaya başlamış ve 19. Yüzyıl sonuyla, 20. Yüzyıl başlarında bu birliktelik güçlenerek devam etmiştir. 1. Dünya Savaşı’ nın sona ermesiyle ortadan kalkan iki imparatorluk olan Almanya ve Osmanlı, sonrasında da Almanya Federal Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, yakın siyasi ve ekonomik ilişkileri devam ettirmiştir. Bu yaklaşım, misafir işçi alımı sırasında çalışkan ve aynı zamanda uyum konusunda sorun oluşturmayan Türk nüfusun en fazla tercih edilen etnisite olmasına da sebep olmuştur. Günümüzde 83 milyonluk Almanya nüfusunun yaklaşık 2 milyonunu Türk göçmenler oluşturuyor. Böylesi bir nüfusun ülke ekonomisine, bilime ve kültüre onlarca yıldır sağladığı katkı, iki ülke toplumunun birbirine zorunlu bir yaklaşmasına da neden oluyor. Zaman zaman yaşanan siyasi gerilimler ve ırksal çatışmalar, bu yakınlaşmanın giderek daha güçlü bir yapıya kavuşmasına engel olamıyor. Tarihsel siyasi ve ekonomik yakınlığın, böylesi etkilerle daha güçlü kılınması, ülkemizde Almanya’ ya karşı diğer tüm ülkelere göre farklı ve olumlu bir bakış açısının da her zaman olmasına sebep oluyor.

Weimar Cumhuriyeti

Almanya’da 1918 yılında gerçekleştirilen ihtilal ile Cumhuriyet ilanı yapılmıştır. Milli meclis yeni anayasa için Weimar şehrinde toplandığından, bu isim verilmiştir. Bugünkü Almanya’yı oluşturacak ve dünyayı etkileyecek gelişmelerde bu dönemde yaşanmıştır. 5 Ocak 1919 tarihinde komünist siyasetin aktifliğiyle Alman Komünist Partisi’nden sonra Alman İşçi Partisi kurulmuştur. Bu parti 1920 yılında dünyadaki herkesin bildiği adıyla “Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi” yani NAZİ yeniden şekillendirilmiştir. Bu siyasi gelişmeler, 2.Dünya Savaşı’nın temellerini oluşturmayı başlamıştır.

Üçüncü İmparatorluk(2.Dünya Savaşı Dönemi)

Almanya’da Adolf Hitler’in NAZİ partisi ile ülkenin başına geçmesinden sonra “Übermensch” yani “Üstün İnsan” ideolojisi ve Alman tarihinin intikamı için Polonya’dan başlayarak, büyük savaş başlatmıştır. Tüm dünya devletlerinin katıldığı ve yüz milyonlarca insanın hayatını kaybettiği  bir dünya savaşı haline dönüşmüştür. Teknolojisi, bilim altyapısı ve askeri kapasitesiyle çok hızlı bir şekilde çok önemli bir ilerleme kaydetmiş olsa da pek çok değişkene bağlı olarak savaşı bitirecek olayların gelişmesine neden olmuştur. Savaş sonucunda Almanya savaşı kaybetmiş ve düşman kuvvetler başkent Berlin’e kadar girmiştir. Berlin’in batısından ABD ve müttefikleri, Berlin’in doğusundan ise Sovyetler Birliği Berlin’e girmiştir. Bu Almanya’da yeni bir dönemi başlatmıştır.

Doğu Almanya ve Batı Almanya

Almanya’nın başkenti Berlin’den başlayarak Almanya Batı Almanya ve Doğu Almanya olarak ikiye ayrılmıştır. Berlin, Doğu Berlin ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmıştır. Bu bölünmeyle birlikte batı tarafında kapitalist, doğu kısmında ise sosyalist bir yönetim sistemi oluşturulmuştur. Bunun en temel simgelerinden birisi de Berlin Duvarı olmuştur. Şehri ve ülkeyi tam ortadan ikiye bölen bu duvar, aynı zamanda da birleşimin başlangıcı olacaktır. 1990 yılında tamamen yanlış anlaşılmaların getirdiği olay silsilesi ile birlikte Berlin duvarı yıkılmış ve Almanya yeniden birleşmiştir.

Almanya’ya Ne zaman Gidilir?

Kuzey ve Orta Avrupa iklim koşullarını bir arada barındıran ülkede, genel olarak ılıman bir iklim hakimdir. Hemen yılın her zamanında yağış alan Almanya’ bu sebeple yemyeşil bir coğrafyaya da sahiptir. Bununla birlikte gezmek için gidilmesi en uygun zamanlar, sıcaklıkların yükseldiği yaz ve bahar aylarıdır. Coğrafyası nedeniyle, yağışların arttığı Kuzey Bölgelere de sahip olan Almanya’ da gezi programları sırasında mutlaka iklim koşullarını da göz önünde bulundurmalısınız. Bununla birlikte her mevsimde Almanya’nın batı ve kuzey bölgeleri diğer bölgelere göre daha düşük yağış seviyeleri mevcuttur.

Almanya’nın iklim özellikleri ülkenin yılın her döneminde turist ziyaretleri açısından son derece uygun olmasını sağlamaktadır. Yılın her mevsiminde yapılabilecek aktiviteler Almanya’nın zengin kültürel ve sosyal çeşitliliğini gösteriyor. Mayıs ve ekim ayları arasındaki dönemlerde hava sıcaklıkları 20 ile 30 derece aralığında ve düşük yağışlı olmasından mütevellit, keyifli ve ılıman bir havanın eşlik ettiği güneşli gezilerde Almanya’nın tarihine ve doğal güzelliklerine muhteşem bir yolculuk şansı veriyor. Almanya festivalleri özellikle yaz aylarında oldukça yoğun seviyeye ulaşıyor. Dünyanın dört bir yanından turistleri bir araya getiren aktivitelerin gerçekleştirildiği festivaller, renkli ortamlarıyla herkesi kendisine hayran bırakıyor. Kış sporlarına tutkun olan kişiler içinde Almanya’nın iklim ve coğrafyası keyifli bir deneyim sunuyor. Almanya’nın Bavyera Alpleri eşsiz bir kayak deneyimi için biçilmez bir kaftandır.

Almanya’ ya Nasıl Gidilir?

Ülkemizin Almanya ile olan köklü ilişkileri, ülkede yaşayan Türk sayısının yüksekliği gibi etkenler, Almanya ile Türkiye arasında çok geniş seyahat alternatiflerinin oluşmasına sebep olmuştur. İstanbul ve Ankara’ dan olmak üzere, her gün Almanya’ ya doğrudan ya da aktarmalı uçuşlar bulmak mümkündür. Berlin, Stuttgart, Münster, Baden-Baden, Münih, Frankfurt, Freidrichshafen, Köln, Düsseldorf, Hamburg, Hanover, Bremen, Leipzig, Nürnberg, Ankara ve İstanbul’ dan çeşitli havayolları aracılığıyla sürekli uçuşlar bulabileceğiniz Alman şehirleri arasındadır. İstanbul’dan Berlin’e ortalama olarak yaklaşık 3 saatlik bir uçuş sonucunda ulaşabilirsiniz. Erken dönemde Almanya uçak bileti almanız durumunda 300 TL ile 1000 TL aralığında fiyatları bulabilirsiniz. Farklı Alman şehirlerine uçak seferleri bulunduğundan fiyatlar önemli oranda değişiklik gösterebilmektedir. Bununla birlikte Türkiye’den Almanya’ya gitmek için kullanabileceğiniz birden fazla alternatif bulunuyor. Havayolu ulaşımının dışında Almanya’ya demiryolu veya karayolu ile de ulaşım gerçekleştirebilirsiniz.

Türkiye’den Almanya’ya gitmek için demiryolunu tercih etmeniz, yolculuğunuzun daha uzun sürmesine neden olacağını unutmamalısınız. Almanya ile Türkiye arasında direkt gerçekleştirilen tren seferleri bulunmaktadır. İstanbul’dan yola çıkan tren, Budapeşte, Bükreş gibi şehirlerden geçerek, Almanya’nın başkenti Berlin’e ulaşmaktadır. Tren yolculuğunu daha da özel ve daha sıra dışı bir hale getirebilmek için Türkiye-Almanya arası aktarmalı tren seferlerini de tercih edebilirsiniz. Almanya ile Türkiye arasında karayolu bağlantıları da oldukça yüksek seviyede ve kalitelidir. Türkiye’den karayoluyla Almanya’ya ulaşabilmek için kullanabileceğini farklı karayolu alternatifleri bulunuyor. Ancak en kısa ve en kolay olanı Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Macaristan, Avusturya ve Almanya rotasıdır. Ortalama 250 ile 300 kilometrelik bir mesafe oluşturmaktadır.

Almanya bir Avrupa Birliği ve Schengen üye ülkelerinden birisi olduğu için bunların dışında kalan Türkiye’den yapılacak seyahatler için vize uygulaması gerçekleştirmektedir. Bu yüzden Almanya vizesi veya Schengen vizesi sahibi olmanız gerekmektedir. Özellikle tren veya karayolu ile ulaşım üzerinden Almanya’ya gitmeyi düşünüyorsanız çok sayıda Avrupa Birliği üyesi ülkeden geçeceğiniz için Schengen vizesi sahibi olmanı gerekmektedir.

Almanya Şehir İçi Ulaşım

Avrupa’nın en gelişmiş ülkelerinden birisi olmasıyla Almanya’da her şehir içerisindeki yolculuklar için zengin bir ulaşım seçeneği sunulmaktadır. Almanya şehir içi ulaşım için kullanabileceğimiz otobüs, metro, banliyö ve tramvay seferleri bulunmaktadır. Bu toplu taşıma araçları oldukça ekonomiktir. Otobüsler, metro seferlerine göre biraz daha uygun fiyatlara sahiptir. Almanya toplu taşıma için uygulanan farklı bilet türleri bulunmaktadır. Birkaç saat için geçerli tek yönlü ve iki yönlü biletler bulunmaktadır. Günlük, haftalık ve aylık bilet seçenekleri bulunur. Bununla birlikte gidilecek mesafeler içinde farklı fiyatlar uygulanmaktadır. Şehir içerisinde ulaşım için taksilerde bulunuyor olsa da diğer ulaşım alternatiflerine göre biraz daha maliyetlidir.

Almanya Şehirlerarası Ulaşım

Almanya şehirlerarası ulaşım konusunda hem karayolu hem de demiryolu açısından oldukça zengin çeşitliliğe sahiptir. Almanya şehirleri arasında ve kırsal alanlara ulaşım konusunda tren ve otobüs istasyonlarından hızlı ve kolay bir şekilde bilet satın alarak, konforlu bir yolculuk gerçekleştirmektedir.

Almaya İklim ve Hava Durumu Koşulları

Kuzey Avrupa ve aynı zamanda Orta Avrupa’ da bulunan geniş coğrafyaya sahip bir ülke olan Almanya, ılıman ancak yağışlı bir iklime sahiptir. Bu durum her mevsimde ülkenin bazı bölümlerinde yağış miktarının artmasına yol açar. Genel olarak yağmur şeklinde görülen yağış, kış aylarında kar olarak da görülür. Dağlık arazisi nedeniyle de hava sıcaklıklarının düştüğü ve kış sporlarına uygun hale gelen pek çok bölgesi de bulunuyor. Gezinin amacına göre iklim koşulları ve hava durumuna göre bir planlama yapılması önemli bir konu. Yağış miktarının yaz aylarında arttığı pek çok bölgeye de sahip olan Almanya, bu sebeple yaz aylarında da bazı önlemleri almanızı gerektirebilen bir hava durumuna sahiptir. Kış aylarında da yaz aylarında nemli bir iklim baskınlığını hissettirir. Okyanus iklimi ve kara iklimi arasında kalmış olan Almanya’ da yağışlar her mevsimde görüldüğü için alışkanlık oluşturmuştur. Yaz aylarında sıcaklıklar nadiren 30 derecenin üzerine çıkar ve genellikle hava ılık ve nemlidir.

Almanya’ nın Yemek Kültürü

Almanya yemekleri; kuzey Avrupa’nın en temel yapısal özelliklerini içerisinde barındırır. Alman mutfağı denildiğin ilk olarak pasta, patates ve tabii ki bira çeşitleri akla gelir. Ancak Alman mutfağı bu üçlüden çok ama çok daha zengin bir yapıya sahiptir. Et ve sebze yemeklerinin oldukça geniş bir çeşitliliğe sahip olduğu Almanya’da toplumla özdeşlemiş olan bira ve yanı sıra şarap tüketimi gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte Almanya’nın mutfak yapısı içerisinde Türkiye’den de çok fazla yemek ve lezzet izlerini görebilmemizde mümkündür.

Almanya mutfağı temel olarak 3 ayrı kategoride değerlendirilmektedir. Thuringiya, Saksonya ve Saksonya-Anhalt şeklinde bölge isimleri ile kategorize edilmiştir. Almanya’da Thüringiya mutfağı ağırlıklı olarak sebze kullanımı oldukça yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Almanya’nın orta bölgesinde bulunan Thüringiya eyaletinde avcılık yüksek seviyede olduğundan farklı çeşitlerle hazırlanan sosisler olarak tanınmıştır. Et yemekleri açısından da oldukça zengin bir çeşitliliği bulunmaktadır. Almanya’nın doğusunda bulunan Saksonya bölgesindeki ikinci mutfak kategorisi olan bu mutfak yapısı doğu ülkelerinin yemek kültür yapısından fazlasıyla etkilenmiştir. Çekya’ya olan sınırı ile birlikte söz konusu bölgede sebze yetiştiriciliği ciddi bir etki oluşturmaktadır. Bölgede kahve kültürü de oldukça geniş bir yapıya sahiptir. Üçüncü ve son mutfak kategorisi ise Saksonya-Anhalt bölgesidir. Peynir ve balık tüketimi bu mutfakta oldukça yüksek seviyededir. Hububat yetiştiriciliği de bölgede buğday, arpa ve çavdar ile oldukça geniş bir çeşitliliğe sahiptir.

Almanya mutfağı et tüketiminin yüksek seviyede olduğu Almanya’da domuz eti tüketimi en fazla tercih edilen şeylerden birisidir. Bunun dışında avcılığın fazlasıyla da geyik ve tavşan eti gibi et türleri de yaygın bir şekilde tüketilmektedir. Alman mutfağı için kuşkonmaz da çok önemli bir yere sahiptir. Alman mutfağı pasta ve tatlı konusunda da oldukça gelişmiş bir yapıya sahiptir. Turta ve çok çeşitli pasta seçenekleri ile Alman mutfağı dünyanın en önemli tatlı merkezlerinden birisi konumunda bulunuyor. Bununla birlikte Almanya 600’e yakın ekmek çeşidiyle bu konuda çok zengin çeşitliliğe sahiptir. Tüm bu özellikleriyle Almanya, dünya mutfağına yön verecek pek çok detayı içermektedir. Başta ABD olmak üzere pek çok ülke mutfağı içerisinde Alman mutfağının izlerini güçlü bir şekilde görebilmek mümkündür.

Almanya’da Ne Yenir?

Almanya, zengin mutfak çeşitliliği ile birlikte herkesin kendi damak zevkine göre eşsiz bir deneyim yakalayabileceği bir zenginlik sağlamaktadır. Farklı damak tatlarına hitap edecek Alman mutfağı çerçevesinde seyahatiniz sırasında pek çok yeni lezzet ile de tanışma fırsatı yakalayabilirsiniz. 3 bölgenin kendi yapısal özelliklerine göre şekillenmiş olan yemek ve tatlı çeşitleriyle birlikte seyahatinizi çok daha özel bir hale getirebilirsiniz. Yemekleri, tatlılar, biraları, şarapları, reçelleri, yumurtaları, ekmekleri ve çok daha fazlasıyla Alman mutfağı anlatmakla bitmeyecek bir zenginlik sunuyor. Almanya’ya gittiğinizde neler yiyebileceğinize dair birbirinden farklı lezzetleri bir araya getiren içeriğimizi inceleyebilirsiniz. Almanya’ya özgü lezzetler sizler için incelediğimiz yazımızın devamını gelin birlikte inceleyelim.

  • Bratkartoffeln; Alman mutfağının temel yapı taşlarından birisi olan patatesi içermektedir. Her öğünlerinde tükettikleri patatesi içermekte olan Bratkartoffeln, haşlanan patateslerin dilimlendikten sonra pastırma ve soğanla harmanlanması sonucunda elde edilmektedir.
  • Bratwurst; Almanya’ya özgü olan orijinal sosisler için kullanılan bir isimdir. Domuz etiyle yapılmış olan sokak lezzetleri yaygın şekilde tüketilmektedir. Nürnberg kentinden çıkmış bir lezzettir.
  • Brezel; Almanya’da tüketilen çok hafif ve lezzetli bir atıştırmalık arıyorsanız Brezel tam size göre. Un ve mayadan üretilen beyaz bir simit türü olan bu ürün, Almanya’da özellikle Alman birasıyla tüketilmektedir. Soğuk et ve peynir ile servisi de yapılmaktadır.
  • Flammkuchen; İtalya’ya özgü olan pizzaya benzer olsa da tamamen özgün bir Alman lezzetidir. Almanya’nın dışında Fransa’da da sıkça tüketilen bu lezzet, ince açılan hamur içerisinde tamamen arzuya göre çeşitli malzemelerin koyulmasıyla üretilmektedir. Doyurucu ve enerji deposu olması sıkça tüketilmesine neden oluyor.
  • Maultaschen; Almanya’nın Stuttgart kentinden çıkan bu lezzet mantıya benzer bir yemektir. Bol malzeme kullanılan içiyle mantıya göre biraz daha büyük boyutlara sahiptir. Kaynatma veya kızartma yöntemiyle hazırlanabiliyor. İsteğe göre et ve sebze koyularak da hazırlandığı görülmektedir.
  • Rote Grütze; Alman mutfağına Danimarka’dan gelmiş olan Rote Grüte, Kuzey Almanya’yla özdeşlemiştir. Çok hafif bir tatlı çeşididir. Ahududu, çilek ve vişne gibi kırmızı meyvelerin kremayla harmanlandığı bu lezzet Almanya’ya gidildiğinde mutlaka denenmelidir. Bazı mekanlarda servisi dondurma ile de yapılmaktadır.
  • Rouladen; İnce ince dilimlenen domuz eti veya dana eti ile sarmalanmış pastırma, soğan, hardal ve turşulardan oluşan özel bir lezzettir. Vejetaryenler için uygun olan yapım şekilleri de bulunmaktadır.
  • Schnitzel; Türkiye’de de hemen hemen herkesin yakından bildiği bir tavuk kızartması şeklidir. Alman mutfağının en bilinen ürünlerinden olan bu kızartma un ve yumurtaya bulandırılan tavuk eti, dana eti veya domuz eti ile yapılabilmektedir.
  • Schweinsbraten; Kavrulmuş domuz et yemeğidir. Domuz etinin bütün parça şeklinde kendi buharında piştiği ve içerisine havuç gibi sebzelerle lezzet çeşitliliği kazandırılmış olan son derece özel bir lezzettir.

Almanya Gezilecek Yerler

16 federal bileşenlerin bir araya gelmesinden oluşan Almanya, binler yıldır çevresindeki ve çok uzaklardan gelen krallık ve toplumlarla olan etkileşimleriyle çok renkli bir tarihe sahiptir. Farklı kültür ve toplumların izlerinin ve etkilerinin oluşturduğu kültürel harmanı somut biçimde modern çağa ulaştırmış çok sayıda tarihi ve kültürel değere sahiptir. Almanya’da gezilecek yerler önemli bir kısmı bu mimari, tarihi ve kültürel yapılardan oluşuyor. Bulunduğu coğrafik konumu dolayısı ile de mevcut olan iklimsel özellikleri ve doğal güzellikleri ile de eşsiz bir gezi deneyimi sunuyor. Almanya; mimari yapıları, sokakları, tarihi ve kültürel yapıları ve çok daha fazlasıyla Avrupa kıtasının en turistik şehirlerini barındırıyor. Her bir şehrinin farklı kozmopolit yapısı herkesin ilgisini çekebilecek ve kendisine hayran bırakacak güzellikleri içerisinde barındırıyor.

Türkiye’den Almanya’ya gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerler ile ilgili kapsamlı bir inceleme gerçekleştirdik. Bu incelememizin yer aldığı yazımızın devamını izleyerek, daha önce Almanya’ya gitmeydiyseniz seyahatiniz için kendinize keyifli ve renkli bir rota oluşturabilirsiniz. Almanya’nın başkenti Berlin öne çıkıyor olsa da diğer şehirlerde kesinlikle geri kalmıyor. Gelin Almanya’da gezilecek yerler neler birlikte inceleyelim!

Berlin Gezilecek Yerler

Muhteşem doğal güzellikleri ve tarihi dokusu ile Berlin, turistlerin cazibe merkezi konumunda bulunuyor. Avrupa’nın “bohem” şehri olarak isimlendirilen Almanya’nın başkenti ve aynı zamanda da en gelişmiş ve en büyük şehri olan Berlin, 6 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Almanya’nın ve yanı sıra Avrupa kıtasının sosyolojik, kültürel, tarihi ve politik izlerini içerisinde barındıran ve bugünde yaşayış biçimiyle bunu başarılı bir şekilde hissettirmekte olan bir şehirdir. Berlin gezilecek yerler günler sürebilecek bir rotayla ancak bitirilebilir. Berlin’in her bir metrekaresinde milattan öncesinden günümüze kadar yaşanmış tarih bulunuyor. Bu tarihin yaşanırken toplumsal olarak yaşanan kültürel birikimde bugünkü bir kültür şehri Berlin’i ortaya çıkarmaktadır. Berlin’de gezilecek yerler ile ilgili öne çıkan kültürel ve tarihi mekanlardan sizler için derleme yaptık.

  • Brandenburg Kapısı; Berlin gezilecek yerler arasında ilk sırada hakkıyla yer alacak bir yer varsa orası da Brandenburg Kapısı’dır. Orijinal adı Brandenburger Tor olan bu yer, kentin en klasik simgelerinden birisi konumunda yer alıyor. Bu yüzden de Almanya’da ve Berlin’de en fazla turist alan yerlerin başında geliyor. 1788 yılında yapımına başlanan ve 1791 yılında tamamlanan kapı, o dönemin Prusya Kralı 3.Friedrich Wilhelm tarafından Berlin için son derece ihtişamlı bir kapı yapma arzusunu beyan etmesiyle ortaya çıkmıştır. Kapının inşasını mimar Carl Gotthard Langhans yapmıştır. Mimar, kapının tasarımı için Yunanistan’ın başkenti Atina’da bulunan Akropolis’in görkemli giriş kapısından esinlenmiştir. Kapının mimarisi Neoklasik tarzdadır. Kapının üzerine daha sonradan 1793 yılında “quadriga” yani dört atın çektiği araba heykeli de ilave edilmiştir. Heykelde arabayı çeken kişi ise “Zafer Tanrıçası” Viktoria olarak simgelenmiştir.
  • Reichstag(Alman Parlamento Binası); Berlin’in temel sembolü Brandenburg Kapısı’nın çok az ilerisinde bulunan Alman Parlamento Binası, Berlin’de mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. 1882 yılında Parlamento binası için düzenlenen yarışmaya katılan mimar Paul Wallot tarafından yapılan tasarım kazanmıştır. 1894 yılında ise binanın tamamlanması mümkün olmuştur. Klasisizm ve yüksek Rönesans etkisine sahip bir mimariye sahiptir. Tepesinde bulunan cam kubbesi ihtişamlı görselliğini tamamlayıcı bir unsut oluşturmaktadır. 360 derece olan kubbesi ile son derece etkileyici ve büyüleyici bir Berlin manzarası sunmaktadır. 1933 yılında Nazi yönetiminin iktidara yürüyüşünü sağlayacak olaylar silsilesinin başlangıcı olan son derece şaibeli büyük bir yangın geçirmiştir. Binanın girişinde “Dem Deutschen Volk” yani Alman Halkı’na yazısı bulunmaktadır. Yapısal özellikleri mesaj veren yapının giriş kapısı olması gerektiğinden ters bir şekilde İmparatorluk Sarayı’na bakan tarafta değildir. Tüm binayı gezebilmek için 1.5 saat için ayırmanız gerekiyor.
  • Alexanderplatz; Berlin şehrinin tarihi dokusuyla büyüleyen Mitte’nin en merkezi konumunda bulunan Alexanderplatz, ayrıca Almanya’nın en büyük meydanı olma özelliğine sahiptir. Almanların buluşma noktası olan bu meydan yerel halk tarafından kısaca “Alex” olarak isimlendirilmektedir. Meydanın ismi 1805 yılında Berlin’i ziyaret etmiş olan Rus Çarı 1.Alexander’dan gelmektedir. Doğu Almanya protestoları sırasında meydanda 1.5 milyonu aşkın kişiyi almıştır. Meydanda yine Berlin’i 360 derece izleme imkanı veren “Berliner Fernsehturm” yani Televizyon Kulesi bulunmaktadır. 16.50 Euro bedelle gece 12’ye kadar kuleden şehri izlemek mümkündür.
  • Müzeler Adası; Tarihi dokusuna ve değerlerine büyük bir önem gösteren Almanya’nın Berlin’de bulunan ve beş müzeden oluşan adasıdır. Berlin’deki Spree Nehri üzerinde bulunmaktadır. 1930 yılında müzelerin yapımına başlanmıştır ancak farklı mimarlar tarafından ancak 1980 yılında tamamlanmıştır. Beş müze hem mimarisi hem de temsil ettikleriyle, dünya müzeciliğine farklı bir örnek teşkil etmektedir. Adada bulunan 5 müze ise; Bode Museum, Neus Museum, Alte Nationalgaleria, Altes Museum ve Pargamon Museum şeklindedir. Ayrıca adanın hemen yakınında bulunan Modern Sanat Müzesi ve Alman Tarih Müzesi bölgeyi tarihi ve kültürel açıdan daha da değerli bir noktaya getirmektedir.
  • Charlottenburg Sarayı; Tarihe fazlasıyla önem verse de Almanya’nın geçirdiği yıkıcı 2.Dünya Savaşı gibi savaşlar ülkede bulunan saraylar başta olmak üzere tüm tarihi yapıların çok ağır hasarlar almasına neden olmuştur. Charlottenburg Sarayı’da bu yapılardan birisidir. 1695 yılında inşasına başlanmış ve 1713 tarihinde yapımı tamamlanmıştır. 1918 yılına kadar da bölgenin hakimi olan Hohenzollern hanedanına ev sahipliği yapmıştır. Barok mimari stilinde yapılmış olan saray yazlık saray şeklinde de kullanılmıştır. Günümüzde Saray, Altes Schloss(Eski Saray), Neuer Flügel(YeniKanat), Neuer Pavillon(Yeni Köşk), Mausoleum(Mozole) şeklinde 4 farklı kısımdan oluşmaktadır. Her bir bölüme girişte ek ücret ödemesi yapılması gerekiyor. Sarayda 18. Ve 19. Yüzyıl ünlü Fransız ressamlarına ve mimarlarına ait olan çok sayıda eser bulunmaktadır.
  • Berlin Katedrali(Berliner Dom); Berlin’de en fazla dikkat çeken simgelerden birisidir. 1700’lü yıllarda barok mimari yapıda tasarlanan yapı, 1822 yılında modernize edilmiş ve 1894’te 2.Wilhelm tarafından yeniden yaptırılmak üzere yıktırılmıştır. 1905 yılında bu kez neo-barok stilde yeniden inşasına başlanmış 2.Dünya Savaşı sırasında inşası sekteye uğramış ve hasar almış olduğundan 1981 yılında restorasyonla tamamlanmıştır. Panoramik Berlin manzarası için en etkili noktalardan birisidir. 114 metrelik yüksekliğe tırmanarak ulaşılan 270 basamaklı kubbe, harcanan efora eşsiz manzarasıyla hak ettiriyor. Almanya’da bulunan Protestan toplumunu temsil etmektedir. Ayrıca kilise orgu 1900’lü yılların başında büyük piyano tasarımcısı Wilhelm Sauer tarafından yapılmıştır.
  • Checkpoint Charlie; Almanya’nın doğu ve batı olarak ikiye ayrıldığı dönemde Doğu Berlin ve Batı Berlin arasındaki duvardan sadece 3 tane geçiş noktası bulunuyordu. Bu geçiş noktaları Helmstedt(Alpha), Dreilinden(Bravo) ve Charlie şeklindedir. Checkppoint Charlie’de doğuda Sovyet askerleri, batıda ise ABD askerleri nöbet tutmaktaydı. Kapıdan halkın geçiş imkanı çok sert tutumlarla önleniyordu. Sadece yabancılar, siyasiler ve müttefik askerleri geçiş yapabiliyordu. Diğer geçiş noktalarından farklı olarak bu geçiş noktası Soğuk Savaş döneminde 3.Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olabilecek gelişmelerin yaşandığı bir yerdir. 1961 yılında Amerikan ve Sovyet askerleri tam 16 gün boyunca elleri tetikte beklediği ve ilk merminin silahtan çıkmasıyla 3.Dünya Savaşı’nın başlayacağı son derece gergin bir atmosferdir.
  • Holocaust Anıtı; Nazi Almanya’sı döneminde Yahudilere karşı uygulanan soykırımda hayatını kaybetmiş Yahudilere adanan bir anıttır. 2003 yılında yapımına başlanmış ve 1 yılda tamamlanmıştır. 19 bin metrekare gibi devasa bir alana yayılmıştır. 2.38 metre uzunluğa ve 0.95 metre genişliğe ve 0.2 ile 4.8 metre arasında değişen yükseklikte toplam 2.711 adet beton bloktan oluşan bir anıttır. Bloklar arasında Yahudi törenleri, medeni Alman kanunu ve çeşitli efsanelerden oluşan yazılar yer almaktadır. Soykırım Anıtı tam olarak Brandenburg Kapısı’nın yanında bulunmaktadır. Ülkede ve şehirde yaşanmış olan acıların izlerini çok daha net şekilde hissetmeyi sağlıyor.
  • Postdamer Meydanı; Berlin’de bulunan çok sayıdaki meşhur meydanlardan birisidir. Berlin’in modern çağdaki yapısal özelliklerini taşıyan tasarımlara sahiptir. Meydan genelinde sokak sanatçıları performanslarını sergilerken, açık hava sergileri ile kültürel bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Meydanın adını ise Nazi Almanya’sının teslimiyetinin ardından biten savaşla birlikte İngiltere, SSCB ve ABD başkanlarının Avrupa’yı pay etmek üzere yaptıkları Postdam Konferansı’ndan almaktadır. 18.yüzyıl ile 20.yüzyıl arasında Berlin’in en önemli merkezi olmuştur.
  • Kreuzberg; Almanya’daki Türk izlerini arıyorsanız, mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir yer. Çünkü Kreuzberg, “Klein İstanbul” yani “Küçük İstanbul” şeklinde isimlendirilmektedir. Bunun nedeni ise bölgedeki Türk nüfusunun oldukça yüksek seviyede olmasıdır. Berlin’de alternatif noktalardan birisi haline gelerek, kendi alt kültürüyle kente gelen turistlerin uğrak noktası olmuştur. Hip hop ve elektronik müzik türünün en önemli merkezlerinden birisi konumunda bulunmaktadır.  Sadece Türkçe konuşarak bile burada yaşamı sürdürebilmek mümkündür. Kebapçıları, çay içilebilecek mekanları ve hatta kuruyemişçileri ile tam manasıyla bir Türk bölgesi yapısına sahiptir. Ayrıca eğlencenin kentteki önemli merkezlerinden birisidir.
  • Tiergarten; Berlin’de bulunan en büyük parklardan birisidir. Almanya’daki ise en büyük ikinci parktır(İlki Münih şehrindeki Englisher Parkı). Berlin’in Mitte ilçesinde bulunmaktadır. 16. Yüzyılda kraliyet ailesi tarafından avlanma maksadı ile kullanılmaktaydı. Parkın toplam alanı 210 hektardır. Parkın büyüklüğü ve zenginliği dünyada Central Park ve Hyde Park gibi yerlerle kıyaslanarak, Berlin’in bu minvaldeki parkı olarak değerlendirilmektedir. Parkın peyzaj çalışmaları ve yapılarına özel mimarisi 1833 ile 1838 yılları arasında Peter Joseph Lenne tarafından gerçekleştirilmiştir. 2. Dünya Savaşı sırasında yerel hak fakirliğin getirdiği yıkımla ısınmak için ihtiyaç duyduğu odunları, buradaki ağaçları keserek, elde etmeye çalışmıştır. Ancak kısa süre içerisinde yeniden ağaçlandırma çalışması yapılmıştır.
  • Kaiser Wilhelm Anıt Kilisei; Berlin’deki önemli simgelerden birisidir. Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi, Berlin’in Charlottenburg semtinde bulunur. 1985 yılında halka açılmış ve Protestan Kilisesi olarak faaliyet göstermektedir. Savaş sırasında kulesinin ağır hasır almasından dolayı yeniden yapılmamıştır. Bu sebeple yerel halk tarafından “Yıkık Kilise” şeklinde de isimlendirilir. Almanya İmparatorlu 2.Wilhelm tarafından yapılan istek üzerine inşa edilmiştir ve 1.Wilhelm anısına yapılmıştır. Romanesk stildeki kilisenin yapımı için o dönem 7 milyon Mark harcandığından fazlasıyla tartışma yaratmıştır. Heykelleri, freskleri ve resimleri ile iç mimarisi de kendisine hayran bırakıyor. Ana kulesi 113 metredir.
  • Gendarmenmarkt Meydanı; Berlin’in kültürel ve eğlence odaklı tüm etkinliklerinin yapıldığı en önemli meydanlardan birisidir. Açık hava konserlerinin yapıldığı meydan, son derece ilgi çekici kafeleri ve kendisine has stildeki pazarıyla en özel noktalardan birisidir. 17.yüzyılın son yıllarında aktif şekilde Almanlar tarafından kullanılmaktadır. Opera Binası ve Oranienburger Caddesi ile bağlantısı bulunmaktadır. Ayrıca meydanda FranzösischerDom, Deutcher Dom katedralleri ile Konzerthaus yer almaktadır. Ayrıca meydanda mimar Friedrich Schiller’ e ait bir heykel bulunmaktadır.
  •  Unter den Linden; Berlin’nden 1.5 kilometre uzaklıkta bulunan bir bulvar olan Unter den Linden, Türkçe olarak “Ihlamur Altında” anlamına gelmektedir. Bu adı almasının temel nedeni ise ıhlamur ağaçlarıyla çevrilmiş yolu her iki yolunda muhteşem bir yürüyüş gerçekleştirebiliyor olmaktan gelmektedir. Yolda bulunan tüm ıhlamur ağaçları 1647 yılında dikilmiştir. Kraliyetin hakimiyet gücünü arttırmasıyla bulvar çevresinde 1701 ve sonraki yıllarında özel bir mimaride yapılaşmada gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde bugün ziyaret eden herkesi kendisine hayran bırakan bir nokta haline gelmiştir. Yolun her iki tarafında da farklı dönemlerden gelen farklı isimlere ve tasvirlere ait olan heykeller bulvarı süslemektedir. Berlin’de görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır.
  • DDR Müzesi; Spree Nehri kıyısında ve Berlin Katedrali’nin karşısında bulunan özel atmosferiyle mutlaka gezilmesi gereken yerlerden birisidir. 2006 yılında yapılmış olan müze “Genschichte zum Anfassen” yani Türkçe karşılığı “Dokunulabilir Tarih” şeklindedir. 1949 yılındaki Doğu Almanya sokaklarını birebir yansıtan bir müzedir. Bu şekilde o zamanın baskıcı ve yıkıcı toplum yaşamının hislerini ve duygularını çok daha özel bir şekilde deneyim etme ve anlayabilme imkanı sunuyor.
  • Filarmonik Konser Salonu; Berlin Filarmoni Orkestrası dünyada büyük bir üne sahiptir. Almanya’nın salon sanatları alanındaki en önemli simgelerinden birisi konumunda bulunuyor. Eğer klasik müzik tutkunuysanız ve Almanya’da bulunuyorsanız mutlaka Filarmonik Konser Salonu’nda icra edilecek bir filarmoni konserine katılmalısınız. 1963 yılında Hans Scharoun tarafından yapılmıştır. Salon turları bulunan yapıya her gün öğlen 1.30’a kadar 5 Euro karşılığında ziyaret gerçekleştirebilirsiniz. Düzenlenen konserler için ise oturma düzenine göre değişiklik gösterecek biçimde 9 Euro ile 290 Euro aralığında fiyatlandırmalar bulunmaktadır.
  • Alman Tarih Müzesi; Almanya tarihi hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, gidebileceğiniz en iyi müzelerden birisidir. 2000 yıla uzanan tüm Alman-Cermen tarihinin yer aldığı bir müzedir. Farklı stil ve özelliklerde olan iki binanın bir araya gelmesinden oluşmaktadır. Her iki binada barok stile sahiptir. Binalardan birisi “Zeughaus” yani cephanelik, diğeri ise Çin asıllı ABD’li mimar I.M.Pei tarafından tasarlanmış cam çatıya sahip özel bir binadır. Almanya’da bulunan müzeler içerisinde en fazla dijital verisi bulunan müze konumunda bulunur. 500 bini aşkın müze parçasından 80% gibi bir kısmı dijital olarak erişilebilir durumdadır. 18 yaş altına ücretsiz olacak şekilde 8 Euro giriş bileti bulunmaktadır.
  • Berlin Olimpik Stadyum; Berlin’in doğusunda bulunan bu devasa stadyum, kentin ve ülkenin en önemli simgelerinden birisidir. Almanya’nın tarihteki spor başarılarının önemli merkezi ve simgesi haline gelmiştir. 1933 yılında mimar Werner March tarafından inşa edilmiştir. Stadyum 112 bin metrekarelik bir alan üzerine kuruludur. Günümüzdeki mevcut kapasitesi 74.064’tür. Nazi Almanyası’nın propaganda çalışmalarından çok fazla tanınan bir yapıdır. Özellikle Olimpiyat Oyunları sırasında Nazi lideri Adolf Hitler’e ait pek çok bilgi ve görsel kaynak burasıyla ilgili olarak mevcuttur.1936 Yaz Olimpiyatları, 1974 ve 2006 FIFA Dünya Kupası final maçlarına da ev sahipliği yapmıştır. Dünyaca ünlü müzik grupları tarafından da efsanevi konserler düzenlenmiştir.

Münih Gezilecek Yerler

Almanya’nın en popüler ve en çok ziyaret edilen şehirlerinden birisi de Münih’tir. Dünyanın her yerinde milyonlarca turisti ağırlayan şehir eşsiz doğal güzellikleri, kültürel ve tarihi müzeleri, doğal parkları ve halen eskisi gibi korunan sokaklarıyla herkesi kendisine hayran bırakmayı başarıyor. Münih’te görülebilecek yerler arasında çok sayıda mekan bulunuyor.

  • Neus Rathaus; MarienPlatz’ın hem yanında bulunan Neus Rathaus, Türkçe karşılığı “Yeni Belediye Sarayı” şeklindedir. 1867 ile 1909 yılları arasında yapılmıştır. Gotik mimarinin en önemli örneklerinden birisi olan bina 85 metre uzunluğa sahiptir. Ayrıca sarayın en üst noktasından muhteşem bir Münih panoraması sunuyor. Sabah 10 ile akşam 17 arasında 2.50 Euro karşılığında kuleden Münih seyredebiliyor.
  • Altes Rauthaus; MarienPlatz meydanında bulunan bir diğer saraydır. 15.yüzyılda inşa edilen “Eski Belediye Sarayı” 2.Dünya Savaşı sırasında ciddi bir hasar almıştır. Bu nedenle eski dokusu korunmaya çalışarak, yeniden onarımı gerçekleştirilmiştir. Adından da belli olduğu gibi eskiden belediye binası şeklinde kullanılmıştır. Ancak günümüzde Oyuncak Müzesi olarak faaliyet göstermektedir. Her gün 11.00 ile 17.00 saatleri arasında yetişkinler 4 Euro, çocuklar ise 1 Euro karşılığında giriş yapılabilmektedirler.
  • St.Peter Kilisesi; Münih’te gezilecek yerler listesinde ilk sıralarda yer alan kilise, kentin en önemli yapılarından birisidir. Kilise adını Aziz Peter’den almaktadır. Kilise içerisinde azize ait bir de heykel bulunmaktadır. 16.yüzyıl Almanya’sında Erasmus Grasser tarafından inşa edilmiş bir heykeldir. Kilise ise 11. Yüzyılda inşa edilmiş ve 1327 yılına kadar orijinal görünümünü korumuştur. 1327’de büyük yangın sonrasında Gotik stilde yeniden işa edilmiştir. 17.yüzyılda ise bu defa Rönesans dokusuyla yeniden inşa edilmiştir. 92 metrelik ve 306 basamaklı bir kuleye sahip olan kilise 3 Euro karşılığında gezilebilmektedir.
  • Frauenkirche; Münih’te bulunan büyük kiliselerden birisidir. 1468 ile 1488 yılları arasında inşa edilen kilise, “Kadınlar Kilisesi” ve “Meryem Ana Kilisesi” şeklinde de isimlendirilmektedir. İtalyan Rönesans stilinde inşa edilmiş kubbesi ise 1524 yılında tamamlanmıştır. Kiliseye girişler ise ücretsiz olarak gerçekleştirilebilmektedir.
  • Nymphenburg Sarayı; Münih’in en önemli yapılarından birisi olan Nymphenburg Sarayı, 1664 ile 1758 yılları arasında inşa edilmiştir. Barok stile sahip olan mimarisiyle dikkat çeken sarat, önceleri yazlık saray olarak kullanılmıştır. Wittelsbasch ailesine ait olan yazlık, zaman içerisinde eklemeler yapılarak saray formu kazandırılmıştır. En önemli özelliklerinden birisi de Avrupa kıtasının en çok ziyaret edilen ve en büyük saraylarından birisi olmasıdır. Taş Salon, Saray bahöesi, İnsan ve Doğa Müzesi, At Arabaları Koleksiyonu gibi pek çok farklı bölümden oluşur. Özel bitki yapısı, ağaçları, manzaraları ve özel tasarımlı çeşmeleriyle eşsiz bir ortam sunuyor. 2004 yılından sonra saray içerisinde ve bahçesinde çeşitli konser etkinlikleri de düzenlenmeye başlanmıştır.
  • Alman Teknoloji Müzesi; Bilim ve sanayi alanında Almanya’nın tarihten gelen gücünü en iyi şekilde yansıtacak ve öğrenmenize yardımcı olacak bir müzedir. Münih’te bulunan Alman Teknoloji Müzesi, 1903 yılında kurulmuştur. Her yıl 1.5 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Müze içerisinde yüz bini aşkın esere yer verilmektedir. Almanya’nın bugünkü teknolojik ve sanayi açısından mevcut olan liderliğinin temellerini oluşturan teknolojik gelişiminin tüm aşamalarını tek tek görebilme imkanı sunmaktadır.09.00 ile 17.00 saatleri arasında açık olan müzeye girişler yetişkinlere 14 Euro, çocuk ve gençler için 4.50 Euro şeklindedir. Ayrıca kombine bilet seçeneği de mevcuttur ve 21 Euro fiyata sahiptir.
  • Münih Olimpiyat Parkı; Almanya’nın Münih kentinde 1972 Olimpiyat Oyunları için düzenlenmiş Olympiapark, önceki yıllarda Bavyera Kraliyet Ordusu talim alanı olarak kullanılmıştır. 290 metre uzunluğa sahip televizyon kulesi ile şehrin en yüksek yapısıdır. İçerisinde Olimpiyat Stadı’nı da bulunduran devasa bir olimpiyat kompleksidir. 2005 yılına kadar dünyaca üne sahip, büyük futbol kulüplerinden Bayern Münih ve 1869 Münih takımları tarafından kullanılmıştır. Kış aylarında 09.00 ile 16.00 saatleri arasında da açık olan stadyumu sadece 3.5 Euro karşılığında gezebilmek mümkündür.
  • Odeonsplatz; Münih’te bulunan önemli merkezlerden birisi konumunda bulunan Odeonsplatsz adını en eski konser salonu olan Odeon’dan almaktadır. Residenz, Feldherrnhalle ve Siegestor şeklinde 3 önemli anıt meydan içerisinde bulunur. Meydan 19.yüzılda inşa edilmiştir.
  • Asam Kilisesi; Görkemli dini yapılardan birisi olan Asam Kilisesi, 1746 yılında Cosmas ve Egid Asam kardeşler tarafından inşa edilmiştir. Barok mimari stile sahip olan kilise mimari özellikleri ile şehrin cazibe merkezlerinden birisi konumunda bulunuyor. Freskleri, alçı figürleri ve yağlı boya resimleri ile dikkat çekiyor. Ayrıca dev sütunlarla çevrelenen Aziz John figürü bulunmaktadır. Her gün ücretsiz olarak ziyaret edebilme imkanı bulunmaktadır.

Frankfurt Gezilecek Yerler

Alman tarihi için önemli cazibe merkezlerinden birisi konumunda bulunmaktadır. Almanya’nın en önemli ve en gelişmiş şehirlerinden birisi olan Frankfurt, eşsiz mimariye sahip yapıları ve özel doğal mekanlarıyla Almanya’da gezilecek yerler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

  • Frankfurt Katedrali;  Saint Bartholomew İmparatorluk Katedrali olarak da isimlendirilen Frankfurt Katedrali, Main ana şehrinde bulunmaktadır. Roma Katolik gotik kilise mimarisine sahiptir. Saint Bartholomew için yapılmıştır. Bu kilise tam olarak aynı noktada yapılmış üçüncü kilisedir. 19.yüzyılın sonlarına doğru başlayan kazı çalışmaları ile 7.yüzyıla kadar uzanan yapılar ortaya çıkmıştır. 95 metre yüksekliği ile eşsiz bir Frankfurt panoraması sunan kulesi bulunmaktadır. Ücretsiz olarak giriş yapılabilmektedir.
  • Römerberg; Frankfurt şehrinin en eski merkezlerinden birisi konumunda bulunmaktadır. Bölgede 14. Ve 15.yüzyıllara ait çok sayıda bina bulunmaktadır. Otantik bir Almanya atmosferini turistlere sunmaktadır.
  • Eski Opera Binası; Opera gibi salon müzik ve sanatları Almanya’nın en fazla sembolü olan unsurları içeren bir alandır. Bu nedenle de Almanya’nın tüm şehirlerinde olduğu gibi Frankfurt şehrinde de opera binaları dikkat çekiyor. 1880 yılında açılan, 1944 bombalamaları sırasında tamamen yıkılan ve 1981 yılında yeniden inşa edilen bir binadır. Eski Opera Binası yeni haliyle halen etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.
  • Hauptwache; Frankfurt şehrinin modern bir şehir alanı haline gelmesini sağlamaktadır. Bölgenin barok stilde binalarıyla uyumlu mimari özellikleri nedeniyle bu ismi almıştır. 1730 yılında şehirde bulunan milisleri barındırma amacı ile inşa edilmiş bir binadır. 1905 yılından beri ise “Cafe Hauptwache” isimli bir kafe olarak faaliyet göstermektedir.
  • Palmengarten Botanik Bahçesi; 22 hektarlık bir alanı kaplayan bir parktır. Yeşilliğiyle dikkat çeken alan 1871 yılından beri Alman halkına ve turistlere hizmet vermektedir. 7 Euro giriş bedeli ile hafta boyunca 09.00 ile 18.00 saatleri arasında giriş gerçekleştirilebilmektedir.
  • Goethe Evi ve Müzesi; Dünya edebiyatının en önemli ve en özel ismi olan Goethe’nin müzeye dönüştürülmüş evi Frankfurt’ta bulunmaktadır. Innenstadt bölgesinde bulunan müze Alman şair ve yazar Goehte’nin doğduğu, büyüdüğü ve ünlü eserlerinden bazılarını kaleme aldığı evdir. Yetişkinler için 7 Euro, öğrenciler için 3 Euro ile Pazar 10.00 ile 17.30, diğer günler ise 10.00 ile 18.00 saatleri arasında giriş yapılabilmektedir.

Almanya Gece Hayatı

Avrupa’da gece hayatından bahsedileceği zaman kesinlikle Almanya gece hayatı ilk sırada kendisine yer bulur. Alman stilini etkin biçimde yansıtmakta eğlence anlayışının uluslararası bir etkiye büründüğü Almanya’nın gece hayatı sadece başkent Berlin’le sınırlı kalmıyor. Ülkenin tüm şehirlerinde gece hayatı oldukça hareketli ve oldukça renklidir. Sayısız gece kulübü ve eğlence mekanına ev sahipliği yapan ülkede, herkesin kendi tarzını uyum sağlayacak bir mekan bulabilmesi mümkündür. Almanya’da gece hayatına ilişkin faaliyet gösteren mekanlardan bazılarının kapısının önünden geçerken bile gündüzleri bir eğlence mekanı olduğunu anlamak mümkün olmayabiliyor. Bu tip mekanlarla sıkça karşılaşarak, fazlasıyla şaşırabilirsiniz.

  • Berghain; Berlin’de gece hayatının en etkin ve en aktif olduğu mekanlardan birisidir. Ancak etkinlik olmadığı veya gündüz saatlerinde çevresinden geçerken, burasının Avrupa’nın en önemli eğlence mekanı olduğunu anlayamamanız mümkün. Bina tasarım özellikleriyle hiç bu havayı vermese de içerisinde oluşturulan atmosfer çok özeldir. Dünyaca ünlü sanatçı Britney Spears’ın dahi giriş yapamadığı, içeri girebilmek için 10 saat kadar beklemeyi bile göze alabilecek bir eğlence potansiyelini sunmaktadır. Berghain, eski bir elektrik santralinden ece kulübün dönüştürülmüştür.
  • Abaout Blank; Berlin’de bir gece kulübü bulabilmek için duvarlarda bulunan grafiti gibi ufak detayları takip etmek gerektiğini gösteren mekanlardan birisidir. Berlin’de en fazla tercih edilen mekanlardan birisidir. Sonbahar aylarına kadara açık bir bahçesi bulunan mekan, dünyaca üne sahiptir.
  • Golden Gate; Berlin’e özgü ve klasikleşmiş olan tekno kulüplerini merak ediyorsanız Golden Gate tam size göredir. Son derece sıra dışı olmasına rağmen çoğu kez kapısından geçip gidip, fark etmeyeceğiniz girişe sahip mekanlardan birisidir. Cuma’dan başlayarak, Pazartesi öğle saatlerine kadar devam eden durmaksızın süren bir eğlence atmosferi sunmaktadır.

Almanya Festivalleri

Almanya festivalleri farklı temaları ve özel atmosferleriyle dünyaca üne sahiptir. Dünyanın her yerinden turistlerin Almanya gezisi sırasında mutlaka uğramaya özen gösterdiği çok sayıda etkinlik bulunmaktadır. Bu etkinliklerden bazılarını sizler için inceledik. Özel temalara sahip olan Alman festivalleri özellikle ağustos ayı ortalarından başlayarak, ekim ayı ortalarına kadar devam ediyor. Farklı tarihlerde gerçekleştirilen Almanya festivalleri ile ilgili tarih bilgilerini öğrenerek, Almanya’da o tarihlerde bulunabilirsiniz.

  • Münih Oktoberfest; Almanya’nın dünyada tanınan en önemli festivallerinden birisi olan Münih Oktoberfest, Wiesn olarak da isimlendirilmektedir. Festival, Bavyera’nın başkenti Münih’te her yıl Eylül ayının sonunda başlamaktadır. Festival ekim ayının ilk iki haftası boyunca devam etmektedir. Dünyanın dört bir köşesinden 6.4 milyonu aşkın turist, yalnızca Oktoberfest festivalini ziyaret etmek üzere kente gelmektedir.  Festival Almanya ile özdeşlemiş olan bira için düzenlenmektedir. Birbirinden farklı lezzet ve içeriklerdeki Alman biralarının tadımlarının gerçekleştirildiği, özel eğlence etkinlikleri ve konserler eşliğinde tamamen bir Alman festivali olma özelliğine sahiptir.
  • Festival Mediaval; Almanya’nın Çekya sınırında bulunan Selb şehrinde düzenlenmekte olan Festival Mediaval, Ortaçağ savaşlarının taklitlerinin yapıldığı şovları da içeren bir festivaldir. Ortaçağ yaşamının kurgusal biçimde canlandırıldığı bu etkinliklere Ortaçağ dönemine ait olan müziklerde çalınmaktadır. Festival, her yıl eylül ayı içerisinde gerçekleştirilmektedir.
  • Richart Wagner Festivali; Almanya’nın en meşhur bestekarlardan birisi olan Richard Wagner’e ithaf edilerek her yıl düzenlenmekte olan bir festivaldir. Almanya’da önemli bir gelenek olan en meşhur bestekarlar için düzenlemekte olduğu festivallerden birisidir. Bestekara ait olan operaların yeniden sahnelendiği bu festival, aynı nitelikteki diğer festivaller gibi yaz aylarında gerçekleştirilmektedir.
  • Karneval;  Almanya’da Mardi Gras kutlamalarına yönelik olarak gerçekleştirilen bir karnavaldır. Her yıl kasım ayının 11 gününde başlayan festival, Almanya genelinde gerçekleştirilen dini temalı en önemli festivallerden birisi konumunda bulunmaktadır.
  • Rheinkirmes; Almanya’nın Düsseldorf şehrinde her yıl şubat ayı içerisinde düzenlenmekte olan bir festivaldir. Eğlenceli vakit geçirmek üzere organize edilen bu festivaller oldukça yoğun şekilde ilgi görmektedir. Ayrıca temmuz ayı içerisinde organize edilen panayır ile tekrarlanarak, heyecan ve eğlencesi daha da arttırılmaktadır. Dünyanın her yerinden 4 milyonu aşkın kişi tarafından katılım gerçekleştirilmektedir.
  • Cannstatter Wasen; Almanya’da kutlanan en eski festivallerden birisi olan Cannstatter Wasen, 1818 yılından beri her yıl kutlanmaya devam etmektedir. Her yıl eylül ayının sonlarında gerçekleştirilen festival, günümüzde hem Almanya’nın farklı şehirlerinden hem de Avrupa genelinden 4 milyonu aşkın ziyaretçi tarafından tercih edilmektedir. Bira temalı ve lunapark gibi özel aktivitelerin bulunduğu bu festivalde, konuklar için sadece eğlence sunuluyor.
  • Freimarkt Bremen; Bremen kentinde düzenlenmekte olan ve Bremenliler tarafından son derece yoğun bir şekilde ilgi gören Freimarkt Bremen festivali, eğlenceli yapısıyla Avrupa genelinde de tanınan bir festivaldir.
  • Cranger Kirmes; Kuzey Ren-Westfalya eyaletinde çok uzun yıllardır her yıl aynı tarihlerde gerçekleştirilen bir festivaldir. Aancak Cranger Kirmes festivali sadece bu bölgeye özel yöresel bir festival niteliğine sahiptir. Buna rağmen oldukça kalabalık olan festival, her yıl artarak, 4 milyon gibi devasa bir sınırı konuk sayısı açısından geçmeyi başarmıştır. Ruhr Bölgesi’nde gerçekleştirilen söz konusu festival her yıl ağustos ayı içerisinde tam iki hafta boyunca gerçekleştirilmektedir. Çarpışan arabalar, dönmedolap gibi 55’i aşkın eğlence aracı festival alanında ziyaretçileri beklemektedir.
  • Münih Film Festivali; Alman sinemasının geçmişten beri Avrupa’ya yön veren gücü herkesçe bilinmektedir. Avrupa sinemasının önemli yapımlarının çıktığı Alman sinemasının birbirinden kaliteli filmleri ve yanı sıra Avrupa’dan çıkan birbirinden kült filmleri için gösterim gerçekleştirilmektedir. 60’ı aşkın ülkeden 180’i açan film seyircilerce izlenmiştir. Ayrıca Yeni Alman Sinemasını Teşvik Ödülü olarak da 70 bin Euro’luk bir ödülde verilmektedir.

Almanya Türkiye Dış Temsilcilikleri

BERLİN BÜYÜKELÇİLİĞİ


Adres: T.C. Berlin Büyükelçiliği Tiergartenstr. 19-21 10785 Berlin
Telefon: 00 49 30 275850
Faks: 00 49 30 27590915
[email protected]
http://berlin.be.mfa.gov.tr

BERLİN BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: HEERSTR.21 14052 BERLIN-DEUTSCHLAND
Telefon: (00 49 30) 896 80 211, 896 80 223, 896 80 224, 896 80 218
Faks: (00 49 30) 893 18 98
[email protected]
http://berlin.bk.mfa.gov.tr

DÜSSELDORF BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: Willstätterstr. 9, 40549 DÜSSELDORF-DEUTSCHLAND
Telefon: 00 49 211 45 47 80
Faks: 00 49 211 45 47 822
[email protected]
http://dusseldorf.bk.mfa.gov.tr

ESSEN BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: Am Zehnthof 55, 45307 Essen- Deutschland
Telefon: 00 49-201 84 21 60
Faks: 00 49-201 42 38 67
[email protected]
http://essen.bk.mfa.gov.tr/

FRANKFURT BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: KENNEDYALLEE 115-117, 60596 FRANKFURT AM MAIN
Telefon: 00 49 69 713 773
Faks: 00 49 69 713 77 485
[email protected]
http://www.frankfurt.bk.mfa.gov.tr

HAMBURG BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: TESDORPFSTR.18, 20148 HAMBURG
Telefon: 00 49-40 44 80 33-0
Faks: 00 49-40 44 52 58
[email protected]
http://www.hamburg.bk.mfa.gov.tr

HANNOVER BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: AN DER CHRISTUSKIRCHE 3, 30167 HANNOVER DEUTSCHLAND
Telefon: 00 49- 511- 76 86 50
Faks: 00 49 511- 17 700
[email protected]
http://hannover.bk.mfa.gov.tr

KARLSRUHE BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: Rintheimer str. 82 76131 KARLSRUHE
Telefon: 00 49-721 98 44 00, 00 49-721 98 44 010 00 49-721 98 44 050
Faks: 00 49-721 85 60 13
[email protected]
http://karlsruhe.bk.mfa.gov.tr

KÖLN BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: LUXEMBURGER STR. 285 50354 HÜRTH DEUTSCHLAND
Telefon: 00 49 2233 974 180
Faks: 00 49 2233 75 572
[email protected]
http://koln.bk.mfa.gov.tr

MAİNZ BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: AN DER KARLSSCHANZE 7, 55131 MAINZ
Telefon: 00 49-6131 98 26 00
Faks: 00 49-6131 83 51 19
[email protected]
http://mainz.bk.mfa.gov.tr

MÜNİH BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: MENZINGER STR.3 80638 MÜNCHEN DEUTSCHLAND
Telefon: 00 49-89 17 80 310
Faks: 00 49-89 178 56 60
[email protected]
http://munih.bk.mfa.gov.tr

MÜNSTER BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: LOTHARINGER STRASSE 25-27 48147 MÜNSTER DEUTSCHLAND
Telefon: 00 49-251 414 700
Faks: 00 49-251 433 27
[email protected]
http://munster.bk.mfa.gov.tr

NÜRNBERG BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: REGENSBURGER STR.69 90478 NÜRNBERG DEUTSCHLAND
Telefon: Santral:00 49-911 946 76-0
Faks: 00 49-911 46 89 62
[email protected]
http://www.nurnberg.bk.mfa.gov.tr

STUTTGART BAŞKONSOLOSLUĞU


Adres: KERNERSTR.19/B, 70182 STUTTGART DEUTSCHLAND
Telefon: 00 49-711 16 66 70
Faks: 00 49-711 262 21 02
[email protected]
http://stuttgart.bk.mfa.gov.tr

Almanya’nın tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini içeren Almanya’da gezilecek yerler hakkında kapsamlı bilgilendirmeleri yazımızda gerçekleştirdik. Şimdi Almanya gezisi düzenlenmeyi düşünüyorsanız yazımızdaki bilgilerimizde yola çıkarak, tam size göre bir Almanya seyahati güzergahı hazırlayabilirsiniz.

Yazıyı Değerlendir
[Toplam: 0 Ortalama: 0]
Yorum Yap

Yorum Yap